Henry Ford iş bölümünden yola çıkarak seri üretim bantları üzerinde otomobil üretince, teknolojinin üretim biçimi ile birlikte Amerikan endüstrisi de köklü bir biçimde değişmişti. Böylece bir kişinin her şeyiyle yaptığı bir ürün yerine, en uygun sırayla takılması gereken parçalar birleştirilerek ortaya çıkan son ürüne daha hızlı ulaşıldı. Üretimdeki devrim, kısa vadede Ford çalışanları için daha yüksek ücrete ve toplum için daha kolay ulaşılabilir Ford araçlarına yol açtı.
Verimlilik ve iş bölümü üzerinden dolaylı biçimde çıkan bir başka kavram ise niş (niche) market. Get Niche Quick (Niş’leşin, Hemen) adlı kitabında Sherice Jacob niş marketin, ana akım firmaların yoğunlaşmak istemediği ya da yoğunlaşamadığı belli bir ihtiyaca odaklanmış alanlara yapılan çaba olarak tanımlıyor. Örneğin, süpermarketler en çok satılan ürünleri mümkün olan en ucuza bulundururken, yöresel gıdalar satan bir market niş olarak adlandırılıyor. Böylece niş market geniş bir müşteri kitlesinin değil, sadık ve kaliteli bir müşteri kitlenin ilk adresi olarak kalıyor.
Niş marketler, büyük şirketlerin de ilgisini çekiyor. Capital dergisinin Ağustos 2010 sayısında, büyük sanayicilerin de niş marketlerden çekilmediğini, bazısının stratejik nedenlerle, bazısının ihtiyaç duyması nedeniyle bu işlere devam ettiğini ortaya koyan araştırmasını yayımlandı. Örneğin Sabancı’nın kâğıt toplaması, Koç’un pastane işletmesi, Tekfen’in ampül üretmesi niş marketlerin örnekleri olarak sayılabilir. Boydak Holding ise tekstil sektöründe dünyadaki en büyük yatak kumaşı üreticilerinden olan şirketinden memnun[1].
Niş pazarı ve uzunkuyruğu (longtail) kullanarak masrafları azaltmak da birçok sektörde mümkün[2]. Daniel G. Goldstein ve Dominique C. Goldstein Harvard Business Review’da yayımlanan “Profiting from the Longtail” (Uzunkuyruktan Kar Sağlamak) adlı makalelerinde, artık sınırsız içerik sunarak yarışan sektörlerde pazarlamacıların tüketimi artırmayı değil azaltmayı istediğini not ediyorlar. “Long-tail” dağılımlar; Amazon ve e-Bay’de olduğu gibi, birkaç ürünün yoğun talep aldığı, diğerlerinin az talep aldığı sınırsız mal stoku e-iş modelleri olarak tanımlanabilir. Bu tür dağılımlarda tavsiye sistemlerinden yararlanarak da karlılığı artırmak mümkün.
1) Eskileri tavsiye etmek: Daha az masraflı ürünlerin kullanımını tavsiye sistemleriyle desteklemek. Goldstein’lere göre Netflix adlı internet sitesinde, tercihlerini ne kadar yeni ürünlerden yana sınırlasalar da, tavsiye listesinin %90-95’ini eski ürünler oluşturuyor.
2) Yavaş tüketim: Araştırmada tavsiye edilen DVD’lerin çoğunlukla uzun sürede izlenebilecek sürede olduğunu fark edilmiş. Böylece ürün tedarik masrafı, her birine ayrılması gereken sevkiyat masrafı en aza indirilmiş oluyor.
3) Ertelemeyi desteklemek: Tavsiye sistemi kullanıcılara her zaman kullanmak istedikleri, ancak kullanmayı erteledikleri ürünleri tavsiye edebilirler. Klasikleri herkesin okumuş olmayı isteyip çok az kişinin okumuş olması gibi, klasik filmleri de tavsiye sistemleri kullanıcılara önerebilir. Birkaç DVD’nin yanında sipariş verdikleri klasik filmleri ertelemeleri, filmleri kiraya veren tedarikçinin işine yaramış oluyor.
[1] http://www.capital.com.tr/haber.aspx?HBR_KOD=6073
[2] http://tekinico.free.fr/sharing/2006RdersGuide/pdfs/F0606Gp2.pdf





